Pandaların nesli bitti mi ?

Damla

New member
Pandaların Nesli Bitti mi? Asıl Soru, İnsanların Doğayla Kurduğu İlişki Nasıl Değişti?

Bir pandanın bambuların arasında ağır ağır yürüdüğünü gördüğümüzde çoğumuzun aklına ilk olarak “Ne kadar sevimli!” geliyor. Benim de bu konuda dikkatimi çeken şey tam olarak bu oldu: Pandaları koruma hikâyesini çoğu zaman yalnızca sevimli bir hayvanın kurtarılma hikâyesi olarak anlatıyoruz. Oysa biraz daha derine indiğimizde karşımıza ormanların nasıl kullanıldığı, yoksulluğun nasıl dağıldığı, kadınların ve erkeklerin yerel ekonomide hangi rolleri üstlendiği, devlet politikaları ve hatta kimin doğayı koruma kararlarında söz sahibi olduğu gibi çok daha karmaşık meseleler çıkıyor.

Önce en temel sorunun yanıtını verelim: Hayır, pandaların nesli tükenmedi. Ancak bu, tehlikenin tamamen ortadan kalktığı anlamına da gelmiyor.

Çin'in 2011-2014 yıllarını kapsayan dördüncü ulusal panda araştırmasına göre 2013 sonu itibarıyla vahşi doğada 1.864 dev panda bulunuyordu. Araştırma, önceki sayımla karşılaştırıldığında vahşi panda sayısının %16,8 arttığını da ortaya koydu. Bununla birlikte pandaların yaşam alanlarının parçalanması ve küçük yerel popülasyonların yok olma riski hâlâ önemli sorunlar arasında gösterildi. Orman Genel Müdürlüğü+1

Ayrıca “nesli tükenmekte” ile “nesli tükenmiş” kavramlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. IUCN'nin değerlendirmesinde dev panda, 2016 yılında “Endangered (Tehlikede)” kategorisinden “Vulnerable (Hassas)” kategorisine indirildi. Yani durumunda önemli bir iyileşme yaşandı; fakat tür ortadan kalkmış değil ve koruma ihtiyacı devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı

Pandaların Durumu Neden Sadece Bir Hayvan Sorunu Değil?

Panda meselesini sosyal faktörlerle ilişkilendirmek ilk bakışta garip gelebilir. Sonuçta panda bir hayvan; toplumsal cinsiyet, sınıf veya ekonomik eşitsizlik onun biyolojisinin parçası değil. Fakat pandanın hangi ormanda yaşayabildiği, insanların o ormanı nasıl kullandığı ve koruma politikalarının insanları nasıl etkilediği tamamen toplumsal meselelerdir.

Pandaların yaşam alanları Çin'in Sichuan, Shaanxi ve Gansu bölgelerindeki dağlık alanlarda yoğunlaşıyor. Dördüncü ulusal araştırmada panda yaşam alanlarının 2,58 milyon hektara ulaştığı açıklanmıştı. Buna rağmen yaşam alanlarının parçalanması önemli bir problem olarak kaldı. Çin Orman ve Çayır İdaresi'nin güncel bilgilendirmelerinde de küçük panda gruplarının birbirinden kopmasının genetik çeşitlilik ve uzun vadeli yaşam açısından risk oluşturduğu belirtiliyor. Orman Genel Müdürlüğü+1

Buradaki temel mesele şu: Orman yalnızca pandanın evi değildir. Aynı zamanda ormana yakın yaşayan insanların gelir kaynağı, yakacak alanı, tarım alanı ve kültürel yaşam alanıdır.

Dolayısıyla “Ormanı pandalar için koruyalım” cümlesi kulağa çok doğru gelse de şu soruyu da sormamız gerekir:

Ormanda yaşayan insanların geçimini nasıl sağlayacağız?

İşte sınıf meselesi burada ortaya çıkıyor.

Koruma Politikaları ve Sınıfsal Eşitsizlik

Doğa koruma politikalarının sonuçları herkes için aynı olmayabilir. Daha yüksek gelirli bir aile, ormandan elde ettiği geliri kaybettiğinde başka bir sektöre geçiş yapabilecek ekonomik imkâna sahip olabilir. Geliri zaten düşük olan bir hane içinse aynı yasak, doğrudan geçim kaynağının ortadan kalkması anlamına gelebilir.

Panda rezervleri üzerine yapılan araştırmalar bu çelişkiyi oldukça açık biçimde gösteriyor. Örneğin Qinling bölgesindeki altı panda doğa rezervinde 2015-2017 yılları arasında yapılan hane araştırması, koruma alanlarının bazı yerlerde hane gelirlerini ve gelir dağılımını olumsuz etkileyebildiğini; ekoturizmin ise yoksulluğu azaltırken aynı zamanda gelir eşitsizliğini artırabildiğini ortaya koydu. ScienceDirect

Başka bir araştırmada da panda rezervlerindeki çiftçilerin gelirlerinin yaptıkları ekonomik faaliyete göre ciddi biçimde farklılaştığı görüldü. Ekoturizme daha fazla katılanların daha yüksek gelir ve varlık seviyelerine ulaşma ihtimalinin arttığı, buna karşılık orman tarımı, odunculuk veya ormandan ürün toplama gibi faaliyetlere bağımlı olanların aynı ekonomik avantajı elde edemediği bildirildi. ScienceDirect

Burada “yoksul insanlar doğaya zarar veriyor” gibi basit bir açıklama yapmak bence hem bilimsel açıdan hem de etik açıdan sorunlu olur.

Çünkü bir ailenin ormandan yakacak toplaması ile büyük ölçekli ticari ormansızlaşmayı aynı kefeye koyamayız.

Birincisi hayatta kalma davranışı olabilir; ikincisi ise ekonomik ve siyasi güç ilişkileriyle bağlantılı olabilir.

Toplumsal Cinsiyet Nerede Devreye Giriyor?

Toplumsal cinsiyet konusu daha da dikkatli ele alınmalı. “Kadınlar doğayı daha çok korur” veya “erkekler doğayı tüketir” gibi genellemeler gerçek hayatın çeşitliliğini açıklamak için yeterli değil.

Örneğin kırsal bir bölgede kadınların ev içindeki bakım, yemek hazırlama, çocuk yetiştirme ve yakacak temini gibi sorumlulukları daha fazla olabilir. Ormandan yakacak veya yenilebilir ürün toplamak kısıtlandığında, bunun günlük yaşam üzerindeki etkisini özellikle bu işleri üstlenen kişiler daha doğrudan yaşayabilir.

Bu nedenle koruma politikalarının toplumsal etkisini değerlendirirken yalnızca “hane geliri ne kadar değişti?” diye sormak yetmez.

Şunları da sormak gerekir:

Yakacak toplama işi kimin omuzlarındaydı?

Ekoturizmden elde edilen gelire kimin erişimi var?

Yeni açılan işlerde kadınların ve erkeklerin fırsatları aynı mı?

Koruma kararlarının alındığı toplantılarda yerel kadınların sesi duyuluyor mu?

Burada kadınların deneyimlerine empatiyle yaklaşmak önemli. Çünkü ekonomik bir düzenleme kâğıt üzerinde bütün haneleri eşit etkiliyor gibi görünse de ev içindeki iş bölümü nedeniyle sonuçlar farklılaşabilir.

Fakat bunun karşısında erkekleri tek bir “sorun kaynağı” olarak görmek de doğru olmaz. Orman koruma çalışmalarında erkekler de korucu, çiftçi, araştırmacı, yerel yönetici, gönüllü veya girişimci olarak çözümün parçası olabilir. Örneğin sosyal sermaye üzerine yapılan bir araştırmada panda rezervlerinin çevresindeki 669 kırsal hane incelenmiş ve sosyal güven ile topluluk bağlarının orman koruma davranışlarını destekleyebildiği bulunmuştur. Araştırmada toplumsal cinsiyet de hane davranışlarını açıklayan değişkenlerden biri olarak ele alınmıştır. ScienceDirect

Yani mesele “kadınlar şöyle, erkekler böyle” demekten ziyade insanların sahip oldukları rollerin, kaynakların ve karar alma imkânlarının ne olduğuna bakmak.

Irk, Kimlik ve “Panda Çin'indir” Söylemi

Irk meselesi de bu konuda doğrudan biyolojik bir sınıflandırma olarak değil, kimlik, ulusal aidiyet ve kültürel temsil üzerinden düşünülmeli.
 
Üst